Propaganda ve savaş

SAVAŞ VE PROPAGANDA: I. DÜNYA SAVAŞI ÖRNEĞİ

Propaganda kelime olarak 16.yüzyıldan beri kullanılmakla beraber, kelimenin anlamı zaman içinde değişikliğe uğramış, önce biyolojiyle ilgili bir terimken sırasıyla dinsel ve askeri bir anlam yüklenmiş ve düşünceleri yaymanın etkili bir unsuru olmasıyla beraber pejoratif bir anlam da yüklenmiştir.

Oxford sözlüğü propagandayı “bir doktrin ya da uygulamayı yaymak için desteklemek ya da tasavvurda bulunmak” olarak tanımlar. Kelime köken olarak Latince, bahçıvanın taze bir bitkinin filizlerinin yeni bitkiler üretmek için toprağa dikmesi anlamına gelen “propagare” kelimesinden alınmıştır. Katolik Kilisesi tarafından ilk kez sosyolojik anlamda kullanıldığında, anlamı bu yolla meydana getirilmiş, kendi kendinin yerini alan değil yetiştirilmiş olan fikirlerin yayılmasıydı. (J.A.C. Brown, 1963) 1572-1585 yıllarında Papalık yapan Gregory XIII’ün Katolik doktrinlerini Hristiyan olmayan topraklarda yaymak amacıyla üç kardinalden oluşan kutsal de propaganda fide cemaati kurmasıyla ise kelime nitelik değiştirerek inançsal bir anlam yüklenmiştir. Daha sonra 1718 yılında ilk kez İngilizcede kullanılmış olup doktrine uygun olarak yine inançsal bir anlamda taşımaktadır. Kelimenin dinsel kullanımı 18. ve 19. yüzyılların büyük bir kısmında kullanılmış olmakla beraber, siyasi ve/veya askeri bir değişim de göze çarpmaktadır. Örneğin 1824 yılında Amerikan Kongresi’nde Yunan isyanıyla ilgili yapılan bir konuşmada, Daniel Webster ilgili kararı Kişotvari, haçlı veya propagandist bir ruhun yayılması olarak adlandırmanın kolay olabileceğini söylemiştir. Zaman içinde propaganda kelimesi, Roman Katolik Kilisesi tarafından Protestanlığa karşı olarak kendi inançlarını Yeni Dünya’ya yaymak amaçlı kullanılmasından dolayı pejoratif bir anlam kazanmıştır. Buna göre propagandanın eş anlamlısı olarak kullanılan kelimelerden bazıları yalan, tahrif etme, manipülasyon, beyin yıkama ve palavradır.

Kavramsal Çerçeve

Propaganda tarih, gazetecilik, siyaset bilimi, sosyoloji ve psikoloji gibi pek çok farklı disiplinin ilgili alanına girmekte olup, disiplinlerarası bir yaklaşımla ele alınmaktadır. Pek çok farklı tanımı olmakla beraber, Jowett ve O’Donnell’ın 2006 yılında yaptıkları tanıma bakılacak olursa, “propaganda, propagandacının ulaşmak istediği arzuyu elde etmeye yönelik bir cevap almayı amaçlayan bir iletişim biçimidir.” İkna ve propaganda arasında benzerlik olmakla beraber, ikna propagandanın aksine interaktiftir ve hem ikna edenin hem de ikna edilenin ihtiyaçlarını karşılamaya yöneliktir. Propaganda iletişimi, bilgilendirici ve ikna edici iletişimi içermekle beraber, 20. yüzyıldan önce propagandayı sistemsel olarak inceleyen çok az teorik yaklaşım mevcuttur. Kamuoyu ve davranışsal değişim propaganda tarafından etkilenebilir. Propagandanın iletişim sürecine odaklanan tanımına bakılacak olursa, “propaganda, propagandacının arzu ettiği cevabı elde etmek için algıları şekillendirmeye bilgi süreçlerini manipüle etmeye ve davranışları yönetmeye yönelik bilinçli ve sistemsel girişimlerdir.” Bu tanımda yer alan anahtar kelimeler “bilinçli” ve “sistemsel”dir. Buna göre bilinçli kelimesiyle sürecin bilerek ve kasıtlı niteliği, sistemsel kelimesiyle ise hükümetler ve şirketler tarafından sistemsel propaganda yapmaya yönelik kurdukları yapılar kastedilmektedir.  (Jowett ve O’Donnell, 2006) Birinci Dünya Savaşı’nda ilk kez sistemsel uluslararası propaganda, devlet tarafından kurulan yapılar tarafından bir savaş taktiği olarak kullanılmaya başlanmıştır.

1988 yılında Edward S. Herman ve Noam Chomsky tarafından günümüz dünyasına uygulanan propaganda modelinin en önemli öğeleri ya da haber eleme süzgeçleri aşağıdaki başlıklar altında toplanabilir:

1- Egemen medya şirketlerinin büyüklüğü, yoğunlaşmış mülkiyeti, kar amaçlı oluşu ve sahiplerinin serveti;

2- Reklamcılığın medyanın en önemli gelir kaynağı olması;

3- Medyanın, iki temel kaynak ve iktidar odağı olan hükümet ile iş çevrelerinden ve bunların mali destek sağlayıp onayladığı ‘uzmanlar’dan sağladığı bilgileri temel alması;

4- Medyayı hizaya sokmak amacıyla kullanan bir yöntem olan ‘medyaya yönelik tepki’ üretimi;

5- Ulusal bir din ve denetleme mekanizması olarak anti-komünizm (Herman ve Chomsky, 1988)

Bu modele göre bu öğeler birbiriyle etkileşim halindedirler ve henüz işlenmemiş haber malzemeleri damıtılana kadar bu süreçten geçer. Medya haberleri nesnel olarak verdiğini düşünse de dikkatle incelendiği zaman sistemli bir önyargı ve yönlendirmenin izlerini haberlerde bulmak mümkün olabilir.

Savaş ve Propaganda: I. Dünya Savaşı Örneği

  1. ve 20. yüzyıllar propagandist faaliyetlerin etkisini büyük ölçüde artırdığı dönemler olmuştur. Kitlesel basının artması ve taşımadaki ilerlemeler kitlesel propagandanın önünü açmıştır. Bu bağlamda her bir farklı iletişim aracının, – basılı, filmler, radyo ve televizyon- propagandanın yeni tekniklerine katkıda bulunduğunu söylemek mümkündür. Radyo frekansları sürekli uluslararası propagandayı mümkün kılmışken; televizyon, bir ulusun kendi kültürünü başka bir ulusa dayatması anlamını taşıyan “kültürel emperyalizm” tartışmalarını beraberinde getirmiştir. 19. yüzyıldan itibaren ise reklamcılık propagandanın önemli bir aracı halini almıştır. Modern anlamda propagandanın etkili bir savaş aracı olarak kullanıldığı ilk savaş ise Birinci Dünya Savaşı’dır.

Propagandanın modern hayattaki uygulaması ve gücünü kanıtlaması açısından Birinci Dünya Savaşı önemlidir. Bu dönemin özelliği propagandanın yalnızca ülke içinde değil, uluslararası alanda da kullanılmaya başlanmasıdır. Savaşın taraflar, diğer devletlere baskı kurmak için resmi propaganda ve sansür örgütleri kurmuşlardır. Bunların ülke dışındaki en etkin olanı Rudyard Kipling, G.H. Wells, Lord Northcliffe gibi yazarların çalıştığı İngiliz Örgütü “Crewe House”dur. Bunun karşılığında ABD’de, içinde halkla ilişkilerin kurucusu Edward Bernays’in da yer aldığı “Committee on Public Information” ya da diğer adıyla “Creel Komitesi” kurulmuştur. Sansür arttıkça; söylentiler, uydurma haberler ve aldatıcı basmakalıp sözlerin yoğunluğu da artmıştır. (Mattelart, 2013) Fransa’ya bakıldığı zaman, ülke içinde sansür uygulamaktan geri kalmamış ve bu durum “dış ülkelerdeki düşünsel etkinlik olanakları” alanındaki gecikmesini saptamakta bir fırsat olmuştur. Fransa’da propaganda amacıyla gazeteciler ve yayıncıları biraraya getirerek, diplomatik merkezlerde muhabirleri olan bir “Basın Evi”, 1918’de ise “dış ülkelerde sanatsal propagandayı” yönlendirmek için Eğitim ve Güzel Sanatlar Bakanlığı altında özel bir komite kurulmuştur. Almanya’da ise 1917 büyük Verdun bozgunundan sonra UFA (Universium Film AG) kurulmuştur. Bu kapsamda askerler, banka ve büyük şirketler işbirliği yaparak “ışıklı görüntünün üretimine ve tecimine bağlı tüm etkinlikleri, film endüstrisinin tüm alanlarını” kapsayan bir şirket kurmuşlardır. “Cephe sineması”, “sinema birlikleri” ve “sinema subayları” kavramları da bununla birlikte yaratılmıştır.

Savaşın sonunda iki düşman taraf da propagandanın çok etkili bir araç olduğu kabul etmiştir. Propagandanın bu gücünden etkilenenler, onu yalnızca savaş sırasında değil barış zamanı da kullanmaya karar vermesiyle beraber “kitle psikolojisi”ne verilen önem artmıştır. (Mattelart, 2013)

Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra ise uluslararası iletişim liderliğinde bir değişiklik olur ve Amerikalılar uluslararası iletişim alanındaki liderliği İngilizlerden devralmaya başlar. Uluslararası radyo yayını yapan Marconi şirketini ele geçirmesi, ilk Amerikan radyo ağı NBC’nin kurulması ve Hollywood dalgası olarak adlandırılan Amerikan filmlerinin dünya sinema sektörüne hakim pozisyonda olması Amerika’nın önlenemez yükselişinin en önemli nedenleri arasında bulunmaktadır.

Aysu ACAR

Galatasaray Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Doktora Öğrencisi

KAYNAKÇA

Armand Mattelart, “İletişimin Dünyasallaşması”, İletişim: Ekim 2013

  1. Wright Mills, “The Power Elite”, Oxford University Press: 1956

Carl Hovland, I. Janis, H. Kelley, “Communications and Persuasion”, Yale University

Press: 1953

Edward Barnays, “Propaganda”, New York: IG Publishers: 2005

Edward S. Herman ve Noam Chomsky, “Medya Halka Nasıl Evet Dedirtir: Kitle İletişim

Araçlarının Ekonomi- Politiği”, Minerva: 1998

Erwin W. Fellows , “Propaganda: History of a Word”, American Speech, Vol. 34, No. 3, Oct., 1959, pp. 182-189

Frederick E. Lumley, “The Propaganda Menace”,  Century: 1933

Françoise Passera, “Les Affiches de Propaganda:1939-1945”, Le Mémorial de Caen:2005

Garth S. Jowett, Victoria O’Donell, “Propaganda and Persuasion”, Sage Publications:2006

James A.C. Brown, “Techniques of Persuasion. From propaganda to brainwashing”, Pelican

Books, vol. no. 604. Penguin Books, Harmondsworth (Middlesex), 1963

Leonard Doob, “Public Opinion and Propaganda”, Cresset Press: 1949

Leonard Doob: “Propaganda: Its Psychology and Technique”, H. Holt and Company: 1944

Lindley Fraser, “Propaganda”, Oxford University Press: 1957

Check Also

Savaş ve Sanat

Savaşın Sanata yansıması  Giriş İnsanlık tarihi boyunca sürekli var olan savaşlar bir taraftan yaşatmış oldukları …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Powered by themekiller.com