Konfüçyüs ve Savaş

DOĞU ASYA KÜLTÜRLERİNDE SAVAŞ:

KONFÜÇYÜS VE ÇİN

Çinli felsefeci, öğreti uzmanı, astronom ve yazar Konfüçyüs M.Ö. 551 – 479 tarihleri arasında (Doğu Zhou Hanedanlıgı döneminde) yaşadığı sanılmaktadır. Konfüçyüs’ün düşünsel açılımları, Çin’de kültür, felsefe ve medeniyetin ana kaynağı haline gelmiştir. Yüce/iyi insan, ancak dünya bütünüyle uyum içinde yaşayan insandır: “Ahlaki varlığımızın tüm dünya düzeniyle uyum içinde olma noktasına erişmesi“, insanın ulaşabileceği en büyük amaçtır.

İnsan doğasının özünde iyi olduğuna inanmak Konfüçyanizm’in temel varsayımlardan biridir. Genel olarak, Konfüçyüs uyumu tercih eder ve savaşı kınar (“Uyum, denge ve iç huzura erişmenin yolu Konfüçyüs’e göre eğitimden geçer”). Devlet inşasında askeri gücün kullanımının efektivliğini kötüler. Barışçı, savunmacı ve yayılmacı olmayan bir kültüre yol açar.

Konfüçyüs erdemlerin geliştirilmesini ve insanlara yararlı olmayı askeri güçten çok daha önemli görmüştür. Çinli stratejistler Batı’nın güçler’in hoyrat ve hegemonik yöntemlerine karşı Çin’in iyiliksever ve görkemli dünya düzenini ayrıştırmayı çok severler. Onlara göre Bati, savunma ve diplomasiye karşı gücü kullanmaya fazla eğilimlidır. Iki bin yıl önce Konfüçyüs barışın övünmesi gerektiğinı vurgulamıştır.

Max Weber, Konfüçyanizmin barışçıl karakterinin üzerine yazmıştır. “Konfüçyüs pasifizmi” Çin’in güç kullanma tarzını, isteksiz, tepkici ve savunma amaçlı olarak tanımlar. Ulusal güvenlik için aslolan iyi bir yönetim biçimidir ki bu da ahlâki eğitime ve ülkenin yöneticileri arasında erdem ve iyiliğin geliştirilmesine bağlıdır.

Yeni-Konfüçyüscuların Konfüçyanizmin ve savaş arasındaki korelasyon karşısındaki en tipik savunmaları Konfüçyanizmin politik liderler tarafından çarptırıldığı ve kötüye kullanıldığı şeklindedır. Dolayısıyla bu tür bir Konfiçyanizmin “politize edilmiş Konfüçyanizm” olarak kategorize ederler ve bunun Konfüçyanizmin gerçek özünü yansıtmadığını savunurlar. Benzer şekilde, Ruipin Fan gibi kuramcılar Konfüçyanizmin totaliter liderlere hizmet etmek için yönlendirdiğini ve propaganda edildiğini ima eder.

“Büyük Öğrenme’de” evvela bireyin dünya barışına ulaşabilmesi için “sekiz basamak” vardır. Bu sekiz basamağa ve cemaatçilik vurgusuna ilave olarak bireyin nihayi hedefi dünya düzeyini ve barışını sağlamaktır. Eğer bireysel nihai hedef dünya barışını sağlamaksa (ya da dünya pasifize etmekse) ya da bir kral kendini Cennet’in Oğlu (“Son of Heaven”) eğer tanımlarsa dünya barışını sağlamak için “meşru” bir gerekçesi olmuş olur.

Dahası, Cennet’in Oğlu olarak bir insan bu nihai hedefi ahlaki bir yükümlülük bile tanımlayabilir. Dolayısıyla savaş nihai hedefi yani dünya barışını sağlamak veya korumak için hayati öneme sahip bir araçtır. Bu ilustrasyona yukarıdan-aşağa okuma denir (yani çarın bakış açısındandır).

Konfüçyüsm savaşı dünya barışına varmak için gayrımeşru bir araç olarak görmez ve “Göklerin Egemenliği” imparatora savaş başlatmak için meşruiyet verir. Dahası yukarıdan-aşağı bakış açısı, Konfüçyüsm’in cemaatçi düşünceye yaptığı vurguyla güçlenir ki, bu vurgu toplumsal uyumu ve düzeni bireysel çıkarın ve refahın üzerinde tutmaktadır.

Aşağıdan-yukarı bakış açısı olarak halkın yönelimleri, Mencius’un bazı görüşlerine dayanır ki, Mencius M.Ö. 372-289’da arasında yaşamış ve Konfüçyanizmdeki ikinci en önemli figürdür. Ona göre gayrı-insani bir kralı alaşağı etmek ve hatta öldürmek yanlış değildir. İsyancılar bu görüşü zalim kralları ortadan kaldırmak için sıkça kullanmışlardır. Dahası, yöneticiler eğer insanların kalplerini kaybederlerse tahtlarını kaybedebilirler. Yöneticiler ülkelerini “Göklerin egemenliği” uyarınca yönetmek zorundadırlar ki, bu da imparator Yao’nun ve Shun’un erdemi ve halka insancıl yaklaşımları ifade bulmuştur. Aksi halde imparatorluk halk tarafından yıkılabilir. Bu görüşler ışığında insanlar herhangi bir gayri insannı imparatoru gerekirse savaş yoluyla devirebilir.

Aslında Konfüçyanizm savaş çıkarmak istememektir. Güç kullanılmasının gerekli hale gelmesi genellikle başkalarından gelen saldırıya karşılıktır. Bunun sonucunda başlayacak olan savaş genellikle sınırlı bir savaştır ve status quo ante’yi sağlamak içindir. Yok etme savaşları ve fetih savaşlarına dair literatür, Çin tarihinde az görülür. Bu literatürde Konfüçyüsm pasifizminin dört temel özelliği görülür: 1) Anti-militarizm kültürü; 2) Genel savunma stratejisi; 3) Haklı savaş teorisi; 4) Sınırlı savaş hedefleri.

1) Konfüçyanizm iyiliğin (ren) ve erdemin (de) yönetici tarafından geliştirilmesini devlet adamlığının birinci önceliği olarak görür. Erdemli bir yönetici doğal olarak itaat ve teslimiyeti davet eder; sadece tebaasından değil, aynı zamanda bilge bir krala saygı göstermeye gelmiş olan yabancılardan da. Kaos ve itaatsizlik, yöneticinin ahlâken dejenere olduğunda doğar. Askerî yayılma ve fetih savaşları, Konfüçyanizme göre yöneticinin meşruiyetini zedeler ve dolayısıyla gereksiz ve zararlıdır.

2) Konfüçyüs pasifizmi, Çin gücünü artırırken ülkenin yöneticilerinin savunmacı bir konumda kalmasını büyüklüklerini ve erdemlerini göstermesini salık verir. Devletin gücü olmadığı zamanlarda iyiliği ve erdemi geliştirme ve insanların gündelik hayatını geliştirme gibi iç meselelere odaklanır. Böylece devlet daha fazla erdem ve büyüklük kazanırken düşmanlar da pasifize edilir.

3) Konfüçyüs askeri hazırlığa taraftardır ama bunu insanların refahı ve devlet güvene göre daha az önemli saymıştır. Batı’daki “Âdil/haklı savaş” geleneği Hıristiyanlığa atfedilebilir ama Çin’de Konfüçyanizm tarafından ifade edilen seküler bir kökeni vardır.

Ahlak Konfüçyüs kültür’de çok merkezi bir rol oynadığı için güç kullanımı bir başka devletin yoneticisi de ahlaken dejenere olduğunda meşru görür. Bu düşünce modern “insani müdahale” kavramına benzemektedir. Konfüçyüscüler için ahlâki ve etik ilkeler, başka bir devletin egemenliğinden daha önemlidir ve güç dengesi realitesinden de önce gelirler. Siyasal hedeflere ulaşıldığında silahlı kuvvetler çekilmelidir.

4)  Çin liderleri, düşmanın topyekûn imhası düşman topraklarının fethi ve bir düşman devletin sivillerinin öldürülmesi gibi yayılmacı savaş hedeflerini çok nadir gözetmişlerdir.

Riada ASİMOVİÇ AKYOL

Galatasaray Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Doktora Öğrencisi

Kaynakça

Boylan, Edward S. “The Chinese Cultural Style of Warfare,” Comparative Strategy 3, no. 4 (1982): 345.

Chan, Wing-Tsit. (1973) (Trans. and compiled). A source book in Chinese philosophy. Princeton: Princeton University Press.

Cheng, Chung-Ying. (2007a). Justice and peace in Kant and Confucius. Journal of Chinese Philosophy, 34(3), 345–357.

Ching, Julia. (2004). Confucianism and weapons of mass destruction. In S. H. Hashimi & S. P. Lee (Eds.), Ethics and weapons of mass destruction: Religious and secular perspectives (pp. 246–269). Cambridge: Cambridge University Press.

Cho-yun Hsu, “Applying Confucian Ethics to IR.” Journal of Ethics and International Affairs, 5 (March – April 1991): 20

Confucius Institute Online. Retrieved from http://College.Chinese.cn/en

Fan, Ruiping. (1997). Confucian and Rawlsian views of justice: A comparison. Journal of Chinese Philosophy, 24, 427–456

Hwang, Kwang-Kuo. (2001). The deep structure of Confucianism: A social psychological approach. Asian Philosophy, 11(3), 179–204.

Ivanhoe, Philip. (2004). ‘‘Heaven’s mandate’’ and the concept of war in early Confucianism. In S. H. Hashimi & S. P. Lee (Eds.), Ethics and weapons of mass destruction: Religious and secular perspectives (pp. 270–276). Cambridge: Cambridge University Press.

Liu, Shu-Hsien. (1995). Reflections on world peace through peace among religions—A Confucian  perspective. Journal of Chinese Philosophy, 22, 193–213.

Liu, Honghe. (2001). Confucianism in the eyes of a Confucian liberal: Hsu Fu-Kuan’s critical examination of the Confucian political tradition. New York: Peter Lang.

Wang, Yuan-kang Wang. Harmony and War: Confucian Culture and Chinese Power Politics. New York: Columbia University Press. 2010.

Weber, Max. The Religion of China: Confucianism and Taoism, trans. Hans H. Gerth (Glencoe, III: Free Press, 1951), 140, 169.

Check Also

Savaş ve Sanat

Savaşın Sanata yansıması  Giriş İnsanlık tarihi boyunca sürekli var olan savaşlar bir taraftan yaşatmış oldukları …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Powered by themekiller.com