Kimlik ve Savaş

KİMLİĞİN ULUSLARARASI ÇATIŞMALARDA OYNADIĞI ROL VE

KİMLİK-SAVAŞ İLİŞKİSİ: ÇİFT YÖNLÜ BİR ETKİLEŞİM

Bu çalışma, uluslararası etnik çatışmalarda kimlik faktörünün oynadığı merkezi rolü vurgulamakla birlikte, savaşın kimliğin oluşumu ve evrimi üzerinde etkili olan bir olgu olduğunu öne sürmektedir. Bu bağlamda çalışma etnik kimlikler ve savaş olgusu arasında çift yönlü etkileşimi ortaya koymayı amaçlamaktadır.

  1. Kimliğin Tanımı ve Temel Unsurları

Bu bölümde kimlik tipolojisi içindeki farklı türlere değinilerek, çalışmada hangi kimlik türünün ele alındığı belirtilecektir. Kimliğin daha net tanımlanabilmesi için onu oluşturan temel bileşenler de incelenecektir.

Kimlik oldukça karmaşık bir kavramdır ve tanımlanışına göre farklı türlere ayrılmaktadır. Kimlik tipolojisi içinde kişisel, cinsel, kültürel, politik kimlik gibi birçok farklı kategori mevcuttur. Bu çalışma konusu gereği kolektif etnik kimliği ele alacaktır. Soğuk Savaş sonrasında artan etnik uluslararası çatışmaları çözümlemek için günümüzde görülen etnik milliyetçiliğin doğasını ve gücünü kavrayabilmek gerekmektedir. Kolektif etnik kimlik taşıyan bireyler ortak mitler, tarih, kültür ve belirli bir toprak parçasına aidiyet hissi paylaşmaktadırlar.

Kolektif etnik kimliğin bileşenleri incelendiğinde, ilk olarak göze çarpan unsur kuşaktan kuşağa aktarılan soyla ilgili ortak mitler olmaktadır. Bu mitler bir gerçeklik olmak zorunda değildir, tasarlanmış sanal bir nitelik de taşıyabilir. Fakat mitler ortak geçmiş tecrübelerini yansıtması ve ortak kader algısını pekiştirmesi açısından önemlidir. Ortak dil ikinci önemli öğeyi temsil etmektedir. Üçüncü temel unsur anavatan olarak tanımlanan belli bir toprak parçasına karşı hissedilen bağlılıktır. Bu toprak parçası etnik kökenin çıkış noktasına işaret etse de çoğu kez mitolojik bir hayal ülkesi olabilmektedir. Dördüncü bileşen ise ortak tarih ve kader algısı üzerine inşa edilen dayanışma duygusudur. Son olara ortak din de etnik kimliği pekiştiren önemli bir unsurdur.

  1. Kimlik ve Savaş Olguları Arasındaki Karşılıklı Etkileşim

Bu bölümde kimlik ve çatışma olgusu arasındaki karşılıklı etkileşimi açıklayan teorik bir çerçeve oluşturmak amaçlanmaktadır. Kimlik sosyal çatışmanın bütün türlerinde yadsınamaz bir rol oynamaktadır. Çünkü çatışmada bireylerin ve toplumların kendisini ve karşısındakini nasıl algıladığını belirleyen temel faktör kimliktir. Diğer taraftan kimliğin kendisi de sosyal mücadeleler içinde yaratılmakta ve inşa edilmektedir.

Kimliksel çatışmaların nedenlerini ve dinamiklerini inceleyen birçok teorisyen kimliklerin mi çatışmaya yol açtığı yoksa kimliklerin çatışma üzerinden mi kurgulandığı sorusuna yanıt aramışlardır. Kimlik ve çatışma üzerine iki farklı ana yaklaşım bu ikilemden doğan soruya farklı cevaplar vermektedir. İlksel (primordial) yaklaşıma göre, kimlik çatışmalar ve şiddetin arkasında yatan temel faktör olmaktadır. Bu yaklaşım kültürel farklılıklara dikkate çekmekte ve kültürlerin her birinin irrasyonel inançlar ve yapay mitler barındırdığını öne sürmektedir. Diğer taraftan genetik benzerlikler etno-sentrizme biyolojik bir temel oluşturmakta ve bunun ilkel nefretle birleşmesi vahşi etnik çatışmalara yol açmaktadır. Fakat ilksel yaklaşımın primordial bağlara odaklanması, etnik çatışmalarda siyasi ve ekonomik çıkar faktörünün ve siyasi elitlerin rolünün göz ardı edilmesine neden olmaktadır.

Buna karşın enstrümantalist yaklaşım ekonomik ve siyasi çıkarların kimliklerin oluşumu üzerindeki etkilerine dikkat çekmektedir. Etnik çatışmalar çoğunlukla gruplar arasında ekonomik ve siyasi eşitsizlik algısı temelinde ortaya çıkabilmektedir. Zayıf ve başarısız devletlerde etnik gruplar arasında siyasi ve ekonomik değerlerin paylaşımı üzerindeki mücadeleler birçok etnik çatışmanın temelini oluşturmuştur. Sonuçta çözülemeyen çıkar temelli çatışmalar, kısa sürede saygınlık, onur ve kimlik meselesine dönüşebilmekte ve doğrudan bir kimliksel çatışmaya doğru evrilebilmektedir. Bu durumda çatışmalar, etnik gruplar arasındaki düşmanlık algısı ve ötekileştirme ile birlikte kimliği yeniden biçimlendirmede önemli rol oynamaktadır.

Bu bağlamda çalışmamız tarihsel süreç içinde etnik gruplar arasında ekonomik kaynakların paylaşımı, siyasi iktidarı ele geçirme ve toprak hakimiyeti gibi maddi çıkarlar üzerine gelişen çatışmaların kimliği yeniden biçimlendirdiğini öne sürmektedir. Diğer taraftan bir kez oluşturulduktan sonra kimlik konjonktürün izin verdiği durumlarda uluslararası çatışmaları başlatma ve şiddetlendirmede önemli rol oynayabilmektedir. Yani kimlik ve uluslararası çatışma arasında çift yönlü bir etkileşim mevcuttur.

III. Kimliğin Savaşta Oynadığı Rolü Etkileyen Faktörler

Bir etnik gruba güçlü aidiyet hissi olarak tanımlanan etnik kimlikler yüzyıllardır var olagelmişlerdir. Fakat uluslararası etnik çatışma zaman zaman ortaya çıkmaktadır. Ayrıca dünyanın her bölgesinde aynı yoğunlukta etnik çatışmalar görülmemektedir. Etnik kimliğin hangi durumlarda uluslararası çatışmaların kaynağı durumuna geldiğini anlayabilmek için kimliğin savaşlarda oynadığı rolü ön plana çıkaran faktörlerin tanımlanması gerekmektedir.

  1. Tarihsel etnik rekabet

Belirli etnik gruplar arasında görülen uzun soluklu tarihsel etnik rekabet çatışmacı etnik kimliğin inşa edilmesinde etkili olduğundan, kimliksel çatışmaların ortaya çıkmasını kolaylaştıran bir etkendir. Etnik gruplar arasında coğrafi yakınlık ve etkileşimin artışının, çoğu durumda bu gruplar arasındaki düşmanlığı azaltmaktan ziyade arttırdığı gözlemlenmiştir. Topraksal bitişiklik (contiguity) ve dış müdahaleye açık bölgelerde etnik grupların farklı ittifaklara yönelmesi tarihte etnik çatışmaları besleyen faktörler olagelmiştir.

Etnik grupların heterojen olarak iç içe geçtiği coğrafyalarda yaşanan büyük savaşlar ve imparatorlukların dağılması gibi etkenlerle çizilen ülkesel sınırlar tarihsel etnik rekabeti güçlendiren bir rol oynayabilmektedir. Sistemik etkenlerle çizilen sınırlar sonucunda etnik grupların dağılımı etkilenmekte, etnik akraba toplulukları komşu devletler arasında bölünebilmektedir. Bazı durumlarda azınlık durumuna gelen bir etnik grup siyasi, ekonomik ve kültürel açıdan bağlı bulunduğu ülkede ayrımcılığa uğradığı hissine kapılabilir. Diğer taraftan bir ülkedeki siyasi sistem, bir etnik gruba çoğunluk niteliği taşısa da yeterince siyasi temsil hakkı tanımamış olabilir. Toplumlar birbirine hasım gruplar şeklinde bölündüğü zaman etnik gruplar arasında inançlar, değerler ve kimliği savunma noktasında cereyan eden bir etnik rekabet yaşanabilmektedir. Ancak tarihsel olaylarla beslenen etnik rekabet, her zaman savaşa yol açmamaktadır. Çatışmanın zamanlamasını belirleyen temelde sistemsel faktörler olmaktadır.

  1. Sisteme bağlı etkenler

Etnik çatışmaların sayısı, eski siyasi yapıların yıkılarak yeni devlet inşa süreçlerinin yaşandığı ara dönemlerde artmaktadır. İlk olarak II. Dünya Savaşı sonrası yaşanan dekolonizasyon dalgasıyla sömürgeciler tarafından çizilen yapay sınırlar içinde büyüyen rekabetin serbest kalması sonucunda etnik çatışmaların sayısında artış görülmüştür. Ardından 1990’lardan itibaren uluslararası sistemin iki kutupluluktan çok kutuplu bir yapıya evrilmesi paralel bir etkiye yol açmıştır. İki kutuplu sistemde dominant süper güçler kendi etki sahalarında istikrarı sağlayabilmek için barış ortamını bozan bu çatışmalara müdahale ederek kolayca kontrol altına alabilmekteydi. Fakat çok kutuplu sistemde gücün yayılması ve etnik çatışmaları çıkarları doğrultusunda yönlendirebilen birçok bölgesel gücün ortaya çıkması etnik savaşı arttıran bir yapıyı beraberinde getirmiştir.

İki kutuplu sistemin yıkılması ayrıca SSCB ve Yugoslavya’nın dağılmasıyla birlikte Balkanlar ile Kafkasya’da etnik çatışmaların yaşanmasına neden olmuştur. Eski siyasal sistemin çöktüğü bu durumlarda, yeni oluşacak rejimin karşı bir etnik grup tarafından ele geçirilmesi ve ayrımcılık uygulanması olasılığı etnik grupları endişelendirmektedir. Bu da tarihsel etnik rekabetin gerginlik derecesini arttırmaktadır. Böyle bir ortamda taraflar arasındaki hareketlerin saldırgan mı defansif mi olduğunu anlamak oldukça zordur. Bu bağlamda olarak bir tarafta başlayan silahlanma karşı taraftan da cevap bulmaktadır. Yaşanan bu tarz güvenlik ikilemleri karşısında doğrudan bir etnik çatışma çıkma olasılığı yükselmektedir. Yugoslavya’da etnik gruplar Sırplar, Hırvatlar ve Boşnaklar arasında başlayan savaş bu çerçevede açıklanabilir.

Murat GÜNEYLİOĞLU

KAYNAKÇA

BLACK Peter W, “Identities,” Sandra Cheldelin, Daniel Druckman, and Larissa Fast (ed.), Confict: From Analysis to Intervention. New York, Continuum, 2003.

BROWN Michael E., “Causes and implication of ethnic confict,” Michael E. Brown (ed.), Ethnic Confict and International Security, Princeton, Princeton University Press, 1993.

COOK-HUFFMAN Celia, “The role of identity in conflict,” Dennis J. D. Sandole, Sean Byrne, Ingrid Sandole-Staroste ve Jessica Senehi (ed.), Handbook of Conflict Analysis and Resolution, New York, Routledge, 2009.

CORDELL Karl ve WOLFF Stefan, Ethnic Conflict: Causes, Consequences, and Responses, Cambridge, Politiy Press, 2009.

GURR Ted Robert, “Minorities, nationalists, and ethnopolitical confict,” Chester Crocker and Fen Osler Hampson with Pamela R. Aall (ed,) Managing Global Chaos: Sources of and Responses to International  Confict,  Washington, United States Institute of Peace Pres, 1996.

KOROSTELINA Karina V., “Identity Conflicts: Models of Dynamics and Early Warning,” Dennis J. D. Sandole, Sean Byrne, Ingrid Sandole-Staroste ve Jessica Senehi (ed.), Handbook of Conflict Analysis and Resolution, New York, Routledge, 2009.

MIDLARSKY Manus I., “Identity and International Conflict,” Manus I. Midlarsky (ed.), Handbook of War Studies II, Michigan, University of Michigan, 2000.

O’LEAR Shannon ve WHITING Robert, “Which comes first, the nation or the state? A multiple scale model applied to the Nagorno-Karabakh conflict in the Caucasus,” National Identities Vol: 10, No: 2, 2008.

STEIN Janice G., “Image, identity, and the resolution of violent confict,” C. Crocker, Fen Osler Hampson and Pamela R. Aall (ed.), Turbulent Peace: The Challenges of Managing International Confict, Washington, United States Institute of Peace Press, 2001.

VASQUEZ, John A., The War Puzzle, New York, Cambridge University Press, 2009.

Check Also

Savaş ve Sanat

Savaşın Sanata yansıması  Giriş İnsanlık tarihi boyunca sürekli var olan savaşlar bir taraftan yaşatmış oldukları …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Powered by themekiller.com