Kadeş antlaşması

Kadeş Antlaşması ve Savaş-Barış Realitesi

M.Ö. 12. yüzyıl ile 14. yüzyıl arasında şu anki Lübnan’ın kuzeyi ile Suriye’nin kuzey batısında bulunan Ammurru Krallığında benimsenen uluslararası davranış: ”Benim dostum senin dostundur, benim düşmanım ise senin düşmanındır” olmuştur. Bu davranışın genel olarak o dönemin Ortadoğu uluslararası ilişkilerinde benimsendiğini söylemek mümkündür. Nitekim aynı dönem içerisinde gerçekleştirlmiş olan Kadeş Antlaşması da bu anlayışı yansıtan metinlerden biri olma özelliğini taşımaktadır.

Kadeş Antlaşması’nın Hitit versiyonu gümüş bir tablet üzerine zamanın diplomasi dili Akadça’da yazılarak Mısırlılara gönderilmiştir. Mısırlılar da antlaşmayı Mısır diline çevirmiş olup onlar da Akadça’da metni gümüş tablet üzerine yazarak Hititlere göndermişlerdir. Antlaşma metnini içeren kil tablet 1906 yılında Boğazköy’de yapılan kazılarda ele geçirilmiştir.

Hititlerin dilinde barış savaşın yokluğu anlamına gelmemektedir. Barıştakšul” (birliktelik), “bir şeyleri bir araya getirme” demektir. Anlaşmanın  ise “išhiul, olup “bağlamak” anlamına gelmektedir. Bu anlamda dış bir güç ile yapılan anlaşma bağlayıcı nitelikte olmaktadır. Bu anlamda Kadeş Barış Antlaşması birlikteliği sağlamanın gerekliliğini göstermektedir. Savaş ise tüm Ortadoğu coğrafyasında olduğu gibi topraksal bütünlüğü korumak, kaynaklara ulaşmak için kullanılan güç olmakla birlikte ticareti bozucu niteliği nedeniyle savaştan sakınılmaktadır.

Mısırlılarda ise barışı sağlama görevi krala verilmiştir. Mısır’da kralın öncelikli görevi sınırların ve ülkenin dış saldırılara karşı korunması olmuştur. Mısırlıların bir avantajı Mısır’ın coğrafi olarak Nil ile çevrili olup yabancı tehdide açık olmaması olmuştur. Ancak etrafında göçmen kabileler tehdit oluşturmaktadır. Önemli olan da bu göçmen kabilelerin Mısır’a itaatini sağlamaktır. Bu anlamda Mısırlılar için barış onlara tabi olma anlamına gelmektedir. Ancak, Mısırlılar zamanla sınırlarını kuzeye ve doğuya doğru genişleterek birçok zengin şehri ele geçirmişler ve bu nedenle de bir çok yabancı şehir devletleri ile karşı karşıya kalmışlardır. Değişen bu koşullar karşısında artık kralın görevi, sadece sınırların savunulması değil, aynı zamanda yayılmacılığın da vurgulanması olmuştur.

 Savaş maliyetlidir. Ekonomiyi tüketirken aynı zamanda hükümetin de yıpranmasına yol açmaktadır. Bu nedenle Eski Mısır’da genel olarak ekonomik çıkarlar ve devletin bütünlüğü tehdit altında olmadan çatışma içine girilmediğini görmekteyiz. Ancak II. Ramses döneminde Mısırın emperyal güç olma, prestij kazanma isteği baskın gelmiştir.

Gerçekte bu güç o dönemde Mezopotamya’da Babilon kralları (güney Irak), Asurlular, Mitanni ( Kuzey Irak ve Kuzey Suriye) Anadolu’da Hititliler, Arzawa (güneybatı Türkiye) Doğu Akdeniz’de Alashiya (Kıbrıs) yönetimi ile paylaşılmaktadır.

Bu güçler arasında hegemonya arayışında Mısır için tehdit oluşturan Hititliler olmuştur. Orontes nehrinde verimli topraklara sahip olan Kadeş, Suriye ve Akdeniz’deki ticaret yollarındaki kontrolün belirleyicisi konumundadır. Bir imparatorluğun yayılması değişimi için bunun gösterilme ihtiyacı ya da içeride mevcut olmayan kaynaklara ulaşma arzusu olmaktadır. Bu durumu Kadeş’in verimli alanlarına ulaşma ve güç hakimiyeti için verilen mücadelede görmekteyiz.  Daha geniş bir bölgenin kontrolü için bu şehre sahip olmak önemli olmuştur. Kadeş Mısırlılar için Kuzey Suriye’ye açılan bir yol olup buranın ele geçirilmesi ile aynı zamanda Mısır; III. Tutmosis zamanındaki geri dönülmüş olunacaktır. Bu nedenle Ramses Hititlere karşı Mısırın uluslararası üstünlüğünü kabul ettirme amacındadır.

Hititliler için de temel sorun aslında Kadeş şehrinin elde tutulması olmayıp liderin yayılmacı eğilimleri olmuştur. Bu anlamda Mısırlılar ile Hititlileri karşı karşıya getiren stratejik çıkarlardan çok liderlerin siyasi menfaatlerine yönelik eğilim içinde olduğunu görmekteyiz. Nitekim gelinen aşamada eşit güçler arasındaki güç paylaşımı sorunu savaş ile neticelenmiştir. Her ne kadar Mısır kayıtlarına göre Ramses iktidarını güçlendiren büyük bir zafer kazanmışsa da Mısır açısından savaş askeri yönden tam anlamı ile bir yenilgi olmuştur. Hititlileri savaşın galibi olarak nitelendirmek mümkündür. Aslında, savaştan 15 yıl sonra Mısır firavunu II. Ramses ile Hitit Kralı III. Hattuşili arasında imzalanan Kadeş Barış Antlaşması ile tarafların aralarındaki barışın sağlanması ve devamlılığı açısından her iki taraf da kazanan olmuştur. Nitekim; Asurluların yayılmacı eğilimi karşısında Hititlerin ulusal güvenliği ulusal grurundan önce gelmiştir. Böylece, Asurlular ile ittifak düşünülemeyince Mısır ile barış zorunlu hale gelmiştir.

M.Ö. 13. yüzyılda yapılan Kadeş Antlaşması her ne kadar bir coğrafyanın hakimiyeti üzerinden doğan savaş ile ortaya çıkmışsa da bu antlaşmada hiç bir şekilde toprak, sınır kelimesi geçmemektedir. Öyle ki; antlaşma metninde Kadeş’in adı dahi geçmemektedir. Genel olarak bunun nedeni antlaşmaların devletler arasında değil bireyler arasında yapılması iken diğer yandan da bu durum güç mücadelesinin eşitliğe dayandırıldığını göstermektedir. Bu anlamda siyasi güç temel olarak topraklar üzerinde olmayıp kişiler arasındaki mücadeleye dayanmaktadır.Nitekim Hitit Kralı Hattuşili önceki krallardan daha fazla bir şekilde tahtını meşrulaştırmak amacı ile yabancı güçler ile barıçıl ilişkiler geliştirmeye eğilimli olmuştur.

Kadeş Antlaşmasının imzalanma amacı şudur: “Büyük Kral Ramses Hattuşi ile, Hitit Kralı kardeşi ile aralarında barışı ve kardeşliği sonsuza kadar oluşturmak amacıyla antlaşma imzalamışlardır.”

Anlaşma ile taraflar doğal sınırlarını yani mücadeleye başlamadan önceki sınırlarını kabul etmişlerdir. Böylece tarafların savaş öncesi statükonun korunması için bir çaba içinde olmuşlardır. Ayrıca antlaşma; aralarındaki barışın kurulmasını sağlarken geleceğe yönelik oluşabilecek bir düşmanlığı yasaklamaktadır:

 “O benim kardeşim ben de onun kardeşiyim aramızdaki barış ve kardeşlik öncekinden daha daha iyi olacak”, “Mısır Kralı Ramses, Hitit Kralı Hatti’ye karşı bir düşmanlık beslemeyecek, Hitit Kralı Hatti; Mısır Kralı Ramses’e karşı bir düşmanlık beslemeycek. Bu düzenleme Mısır ve Hitit arasında barış ve kardeşliğin sağlamaktadır ve aralarındaki düşmanlığı yasaklamaktadır.”

Söz konusu antlaşma ayrıca şu düzenlemeleri içermektedir; i.) savunma ittifakı, ii.) saldırmazlık paktı,  iii.) kaçakların iadesi.

i.) Eğer her iki ülkeden birine iç veya dış düşmanlar saldırırsa ve bunun için birbirinden yardım isterlerse, her iki taraf piyadesini ve süvarisini göndererek onun yardımına koşacaktır. Böylece taraflar arasında stratejik bir ortaklık da oluşturulmuştur. İçte oluşacak bir ayaklanma karşısında da yardım ön görülmüştür. Bu nedenle de barış statükonun korunmasına da yardımcı olmaktadır.

ii.) Taraflar hiç bir şekilde birbirlerine düşmanca girişimlere bulunmayacaklardır. Nitekim barış ve kardeşliğin oluşturulması bu amaca hizmet etmektedir.

iii.) Eğer Mısır ülkesinden, Hatti ülkesine ya da Hatti ülkesinden Mısır ülkesine kaçanlar olursa, birbirlerine geri vereceklerdir. Fakat bunlar şiddetle cezalandırılmayacak, onların gözlerinden yaş akmayacak, eşleri ve çocuklarından öç alınmayacaktır. Eğer bir asilzade Hatti ülkesinden kaçıp Mısır kralına sığınırsa, onu yakalayıp ülkesine geri gönderecektir. Yine, Mısır ülkesinden kaçan bir asilzade de Hititlere geri gönderilecektir.

 Kadeş Antlaşması savaşı sonlandıran bir anlaşma olmakla kalmayıp aynı zamanda barışın devamlılığında da önemli bir role sahip olmuştur. Bu durumun en önemli göstergesi savaş sonrası yapılan evlilikler olmaktadır. Taraflar böylece anlaşma dışında evlilik ile de birbirlerine bağlanmışlardır.  Ayrıca kralların eşleri birlikte davete katılmışlar, birbirlerine değerli mücevher ve kıyafet göndermişlerdir. Bu durum aralarındaki dostluğun, kardeşliğin oluşumunun birer yansıması olmuştur.

İki kral arasındaki ilişkilerin barışçıl bir nitelik taşıyabilmesi için iletişim olması gerekmektedir. Bu da tarafların birbirlerine gönderdikleri mektuplar ile sağlanmıştır. Nitekim mektuplar ve antlaşmaların barışçıl bir uluslararası ilişkilerin en belirgin kanıtlarıdır.

Genel olarak Ortadoğu coğrafyasında 15. yüzyıldan 12. yüzyıla kadar barıştan söz etmek zordur. Kral olma ve lider olarak savaşta güç kazanma; kraliyetin devamlılığı için bir zorunluluk oluşturmaktadır.Aslında oluşturulan Kadeş Antlaşması bu amaca ulaşmanın bir anlamda şiddete başvurmaksızın barış ile sağlanmasına hizmet etmiştir.

Bu anlaşma bir güç dengesinin de oluşumunu beraberinde getirmiştir. Tek bir büyük güç olmayıp tarafların birbirleri ile uyum içinde olduğu bir düzen yaratma söz konusudur. Nitekim Kadeş barışı, uzun süren savaş ve çatışma sonrasında en kötü düşmanların bile yeri geldiğinde dost olabileceğini göstermektedir.

Ayrıca anlaşılan odur ki; günümüzde barıştan çok savaşla anılan bir coğrafya olan Ortadoğu tarihin bilinen ilk barış antlaşmasının gerçekleştirilmesi gibi bir realiteyi de taşımaktadır.

Zehra GÜRSOY

Yıldız Teknik Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Doktora Öğrencisi

Kaynakça

Beckman, Gary, Hittite Diplomatic Texts,SBL Writings from Ancient World Series,Ed.Harry A. Hoffner, Scholar Press, Atlanta, Georgia,1996,

Beal, R. H. (2008) Making, Preserving, and Breaking the Peace with the Hittite State, in War and Peace in the Ancient World (ed K. A. Raaflaub), Blackwell Publishing Ltd, Oxford, UK. 2008.

Bell, L. (2008) Conflict and Reconciliation in the Ancient Middle East: The Clash of Egyptian and Hittite Chariots in Syria, and the World’s First Peace Treaty between “Superpowers”, in War and Peace in the Ancient World (ed K. A. Raaflaub), Blackwell Publishing Ltd, Oxford, UK. 2008.

Casana ,Jesse , “Settlement, Territory, and the Political Landscape of Late Bronze Age Polities in the Northern Levant “University of Arkansas Archeological Papers of the American Anthropological Association Special Issue: Territoriality in Archaeology, 22, 2012.107–125.

Gardnier ,Alan,The Kadesh Inscriptions of Ramesses II. Oxford: Oxford. University Press, 1960.

Goedicke ,Hans ,Considerations on the Battle of Ḳadesh,  The Journal of Egyptian Archaeology, Vol. 52 (Dec., 1966), pp. 71-80.

Santosuosso, Antonio,  Kadesh Revisited: Reconstructing the Battle Between the Egyptians and the Hittites,  The Journal of Military History, Vol. 60, No. 3 (Jul., 1996), pp. 423-444.

Spalinger ,Anthony J.,    War In Ancient Egypt The New Kingdom, Blackwell Publishing,2005.

Wilkinson ,Toby ,The Rise and Fall of Ancient Egypt, Bloomsbury Publishing,2010.

http://www.ericlevy.com/Revel/Intro2/Pharaoh%20Ramesses%20II%20and%20his%20Times.PDF

http://www.britishmuseum.org/pdf/6e%20Forerunners.pdf

 

Check Also

Savaş ve Sanat

Savaşın Sanata yansıması  Giriş İnsanlık tarihi boyunca sürekli var olan savaşlar bir taraftan yaşatmış oldukları …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Powered by themekiller.com