Ana Sayfa / SAVAŞIN BİLİMSEL ETÜDÜ / Güç Döngüsü Kuramı

Güç Döngüsü Kuramı

GÜÇ DÖNGÜSÜ KURAMI  –

CHARLES DORAN’IN DEĞERLENDİRMELERİYLE

1991’den bu yana Johns Hopkins Üniversitesi uluslararası ilişkiler bölümünde görev alan Charles F. Doran, uluslararası ilişkiler disiplininde birçok alanı ve kuramı harmonize eden kuramsal bakış açısına paralel bir biçimde, idari görevler yürütmektedir. Doran, Kanada Çalışmaları Merkezi ile Küresel Teori ve Tarih Programı’nın direktörlüğünü yürütmektedir. Doran, bu bölümün çalışmalarını anlatırken, bölümün dünya siyasetinde karşılaşılan önemli sorunlar ile büyük güçlerin yükselişi, güçler dengesine katılmalarını analiz ettiğini belirtir. Zira ona göre, finans ve enerji kaynaklarının uluslararası ekonomik politikası, dünya çapındaki din ve politika arasındaki medeniyetler çatışmaları gibi alanları açıklamak ve anlamlandırmak için tarih ve teori, eşgüdümlü bir role sahiptir. Dolayısıyla Doran’ın disipline ilişkin kuramsal perspektifinde tarih ve teori birlikte ele alınmaktadır. Aynı zamanda Doran, SAIS (The School of Advanced International Studies) Küresel Politikalar ve Din İnisiyatifi programının eş başkanlığı görevini sürdürmektedir. Başta Kanada ve enerji politikaları alanındaki çalışmaları nedeniyle iş dünyası ile siyasi gruplara, ilgili alanlarda danışmanlık yapmaktadır.

Doran’ın çalışma konularının başlıkları çok boyutlu, kuramsal ve pratik derinliğe dayanan bakış açısını özetler niteliktedir: Amerikan Dış Politikası, Çatışma Çözümleri, Dış Yardımlar ve Amerikan Dış Politikası, Küreselleşme, Enerji ve Güvenlik, Petrol Politikaları, OPEC, Uluslararası Politik Ekonomi, Askeri Güç ve Strateji, Politik Risk Analizi. Tüm bu başlıkların dışında Doran, “güç döngüsü kuramı” ile Uluslararası ilişkiler literatüründe farklı bir yere sahip olmuştur. Realizm, liberalizm ve davranışsalcılık paradigmalarını harmonize ettiği bu kuramında sistem, aktör, dış politika yaklaşımı, göreli güç perspektifi ve tarih sahnesinde yaşanan büyük savaşlar arasında kurduğu korelasyon ile entegre bir düşünce modeli geliştirmeye çalışmıştır. Aslında bu noktada, Doran’ın literatürdeki yazınları ve düşünce sistematiğinin uluslararası ilişkiler disiplininin kuramsal ilerleyişi ile paralellik arz ettiğini söylemek mümkündür. Örneğin Doran, 1970-1990 arasındaki yazınlarında davranışsalcı, realist ve liberal paradigmaları hem kuramsal hem de teorik boyutlarıyla birlikte eş anlı bir biçimde kuramlarında uygulamaya geçirmiştir. 1990 sonrasında ise disiplinin ve aslında dünyanın içinde bulunduğu konjonktüre paralel biçimde küreselleşme ve sistemin yapısal krizleri üzerine de literatüre katkı sunmuştur.

Charles F. Doran’ın güç döngüsü kuramı, uluslararası politikanın “devlet” perspektifini açıklarken, göreli güç yaklaşımından hareket etmesi nedeniyle, sistemin yapısal değişkenlerini, devletlerarası politikaları ve güç geçişlerini göz önünde bulundurmaktadır. Güç döngüsü kuramının bu noktada öznelliği, uluslararası ilişkiler disiplininin temel analiz birimlerinin birbirleri ile bağıntısını ortaya koyması ve sistem yapısal dönüşümleri ile sistemsel kaymaları güç unsurunu temel değişken olarak ele alarak devletler perspektifinde incelemesidir. Güç döngüsü kuramının tarihselliği ise temel hipotezinin içinde saklıdır: Her devletin göreli gücü üç aşamadan geçer: yükseliş, duraklama/olgunluk ve gerileme. Doran’a göre sistemin sınırları, tarih içinde birçok kez örneği görüldüğü gibi hem sistemi hem de devletleri etkilemekte, beklenmedik şekilde ve birden bire sistem kaymalarına ve/veya devletlerin düşüşlerine neden olmaktadır.[i] Doran’ın güç döngüsü kuramında, sistem ve sistemin sınırları kuramın yapı boyutunu, devletler ve devletlerarası politikalar aktör boyutunu temsil ederken, gücün aktörler arası el değiştirmesi ve sistem kaymaları ise süreç boyutuna işaret etmektedir.[ii]

Doran’ın kuramının temel değişkeni güç faktörü ise, sistemdeki aktörlerin güçlerine ve sistemin mutlak kapasitesi dahilinde “göreli” olarak ele alınmakta ve göreli güç hesabı yapılırken uluslararası politik ekonomi de ön planda değerlendirilmektedir. Bu açıdan bakıldığında kuramsal açıdan güç döngüsü kuramının bir diğer önemli özelliği, uluslararası politikayı uluslararası ekonomiden bağımsız değerlendirmemesidir. Tüm bu değişkenler, devletlerin uluslararası politik davranışını etkilemekte ve yeni çıktılarda sistem kaymalarına neden olabilmektedir. Başka bir ifadeyle her devletin sistemi üzerinden sahip olduğu bir yüzde/göreli güç vardır ve devletlerin büyüklüğü ve kapasitelerine göre değişen bu oranlar, değişmeye başladığında devletlerin davranışlarında ve sistemde de değişim başlamaktadır.[iii]Bir devletin göreli gücündeki artış üst limite ulaştığında, sistemin sınırları ile karşılaşır. Başka bir ifadeyle yapı devletlerin davranışlarını mümkün kılacak ve sınırlandıracak maddi koşulları sağlarken, söz konusu davranışlar ise yapıyı dönüştürmekte ve yeniden üretmektedir.[iv]Bu doğrultuda kurama göre devletin mutlak kapasitesi, uluslararası sistemin mutlak kapasitesi ve diğer devletlerin sistemdeki göreli güçleri ile karşılaştırıldığında, devletlerin gelecek davranışları ve sistemdeki konumları analiz edilmeye daha elverişli hale gelmektedir. Nitekim, bir devletin sistemdeki rolü, statüsü, çıkarları ve davranışları, güç döngüsü kuramının dış politika yapımı ile bağıntısını oluşturmaktadır.[v]

Sistemik dönüşümlerin aktörler arasındaki ilişki biçimleri ve göreli gücün el değiştirmesi süreçleri ile birlikte ele alınması, güç döngüsü kuramının savaş kuramları arasında değerlendirilmesinin ardında önemli rol teşkil etmektedir. Bu noktada, Doran güç döngüsü kuramını şu şekilde özetlemektedir: “güç döngüsü kuramı, ilk olarak uluslararası sistemin ve devletlerin göreli güçlerindeki düşüş ve yükselişinin başka bir deyişle değişen yapılarına ilişkin bir teoridir. Bu doğrusal olmayan değişimin ve tarihin gelgitlerinin öznel doğası teorinin ikinci bölümünü oluşturur, bu bölüm ise tarihsel olarak sistemde yoğun yapısal değişimlere etki eden büyük savaşları açıklamaya çalışmaktır.”[vi] Özetle, Doran’a göre güç döngüsü kuramı, iki bölüme dayanmaktadır: devletlerin sistemik rollerini belirleyen göreli gücün dinamikleri ve büyük savaşların ortaya çıkması.[vii] I. Dünya Savaşı, Napolyon Savaşı gibi sistemde büyük değişikliğe yol açan savaşların sonrasında, sistemdeki aktörlerin güçlerindeki değişim ve başat aktörlerin el değiştirmesi bu durumu açıklar niteliktedir. Kuramın temel dinamikleri açısından burada paylaşılması gereken bir diğer önemli nokta, güç döngüsü kuramının yükselen ve düşen güçler özelinde savaş hakkında karar alma teorisi olduğudur. Zira devletler, sistemdeki dönüm noktalarında, kritik dönemlerde kendi rol ve göreli güçleri doğrultusunda bir reaksiyon geliştirirler, içinde bulundukları şartlar altında ve gelecek öngörüleri dahilinde sistemden beklentilerini karşılamaya odaklanarak karar alırlar; güç döngüsü kuramı da devletlerin sistemsel göreli güç değişimlerini nasıl gördüğünü ve nasıl aksiyon aldıklarını açıklamaya çalışmaktadır.

Kritik dönemlerde bir devletin sistemdeki rolü ile göreli gücü arasındaki açıklık ve/veya fark, devletlerin geleceğe ilişkin beklentileri ve öngörülerine uygun olarak alacakları aksiyonlar doğrultusunda var olan tansiyonu ve belirsizliği arttırıcı bir rol oynar. Dolayısıyla güç döngüsü kuramında aktörlerin göreli güçleri ve rolleri kadar geleceğe ilişkin beklentileri de önemli bir değişkendir ve beklentilerini karşılamak amacıyla davranışlarını belirler. Bu nokta güç döngüsünde savaşa uzanan yolda, üç boyut olduğunu belirtebiliriz: yapısal (sistem düzeyi), algısal (devletlerin rolleri, beklentileri ve geçmişe ilişkin tecrübeleri) ve davranışsal (karar alma mekanizmalarının çıktıları). Örneğin, güç değişimlerinde göreli gücü artmış ancak sistemdeki rolü oldukça sınırlı kalmış bir aktör, mevcut rolünü kuvvetlendirmek ve sistemde etkin bir rol sahibi olmak amacıyla saldırgan politikalar geliştirebilir. Ya da gücü gerileme aşamasında olan ancak sistemde başat rollerden birine sahip bir aktör ise konumunu korumak amacıyla önleyici savaşa yönelebilir. Başka bir ifadeyle devletler, rolleri ve güvenlikleri odak alanında beklentilerini harekete geçirebilir ve savaşa giden süreci hızlandırabilirler. Söz konusu sistemsel travma dönemlerinde aktörlerin tutumları ve davranışları daha kırılgan hale gelirken, rasyonel karar alma süreçleri sekteye uğrar. Bu durum da yine aynı şekilde, büyük savaşlar için katalizör niteliği taşımaktadır. Bununla birlikte savaşların yeni bir hiyerarşik sistemin için kaçınılmaz olduğu görüşünün aksine Doran, sistemde barışçıl bir değişim sürecini de yadsımaz ve sistemde barışçıl bir değişim yaşanabileceğini vurgular.[viii] Burada önemli olan ise, yükselişe geçen aktör ile düşüşe geçen aktörün benimseyeceği tutum ve davranış biçimidir. Zira aktörler, travmatik kritik değişimlerde sistemdeki güç geçişlerini, kendi göreli güçlerini ve rollerini analiz ederek, doğru zamanlamada güç döngüsünün dinamiklerine stratejik cevaplarını verebilirler. Örneğin, düşüşe geçen aktör önleyici bir savaşı gerçekleştirmeyeceği gibi, yükselişe geçen aktör ise fırsat anında hemen hegemonik bir role bürünmeyebilir. Bu durum, I. Dünya Savaşı sonrası, İngiltere ve ABD arasında yaşanan yumuşak göreli güç geçişi ile örneklendirilebilir. Söz konusu örnekte Anglo-sakson kültürünün ve politik yaklaşımının birleştirici bir unsur olduğu ise yadsınamaz.

Özellikle I. Dünya Savaşı örneğinde, sistemin yapısal değişkenleri doğrultusunda devletler arasında göreli güç değişimi o kadar şiddetli yaşanmıştır ki, göreli gücü azalan, göreli gücü artan ve sistemdeki bu güç değişimlerinden yararlanarak göreli gücünü artırmak amacıyla revizyon politikaları güden devletlerin savaşı bir dünya savaşına neden olmuştur. Zira bu örnekte, sistemde köklü bir değişim-dönüşüm yaşanmaktadır. Ekonomik anlamda sanayi devrimi ile birlikte ülkeler arasındaki roller ve güç ilişkileri değişirken, siyasi anlamda ise milliyetçilik akımı ile birlikte çok uluslu imparatorlukların gerileme dönemi hızlanmış ve yeni aktörlerin göreli güçleri de sistemdeki güç ilişkilerini dönüştürmüştür. Böylesi bir kritik uluslararası ortamda, belirsizliğin ve şokların etkisiyle aktörlerin refleksleri de savaşa yatkınlık, yanlış algılama, hızlı karar alımı, kaybetme korkusu, rollerinde dönüşüm yaratma arzusu şeklinde açığa çıkmış ve sistemdeki mevcut gerilimin patlak vermesiyle savaş riski bir dünya savaşına dönüşmüştür. Bu teorik perspektiften hareketle, Doran, Wes Parsons’la birlikte sistemin yoğun bir dönüşüm sürecinden geçtiği 1816-1975 arası dönemde sistemin sınırlarına çarpan, göreli güçlerinde dönüşüm yaşayan ancak aynı zamanda sistemin yapısını da değiştiren dokuz büyük güç ortaya koymuştur.

Büyük Güç Olarak Sınıflandırılan Ülkeler (1816-1975)[ix]
 Ülke  Dönem  Yıl Sayısı
 Büyük Britanya 1816-1975  160
 Fransa 1816-1975  160
 Pusya /Almanya 1816-1975  160
 Rusya / Sovyetler Birliği 1816-1975  160
 Avusturya-Macaristan 1816-1918  103
 İtalya 1860-1943  84
 Amerika Birleşik Devletleri 1898-1975  78
 Japonya 1894-1975  82
 Çin/Çin Halk Cumhuriyeti 1950-1975  26

Nitekim Doran’a göre birden fazla büyük devletin aynı zaman diliminde, kendi güç döngülerinde kritik eşikten geçmesi ve sistemde travmatik kırılma dönemlerinin yaşanması, tıpkı bu örnekte olduğu gibi, büyük bir savaşı beraberinde getirmektedir. Bununla birlikte, sistem konjonktürü göz önünde bulundurularak kritik eşikte aktörlerin askeri ittifaklara yönelmesi, yaşanan sistemin yapısal gerilimini tırmandırmış ve büyük savaşı daha şiddetli hale getirmiştir. Savaşın nedenleri arasında aktörlerin rolleri, davranışları gibi oluşturdukları ittifaklar, bu ittifakların nasıl ve neden kullanıldıkları da bu anlamda güç döngüsü kuramı için önemli bir değişkendir. Her ne kadar devletler güvenliklerini ve mevcut güç dengesini korumak amacıyla ittifaklara yönelseler de, sistemin karmaşık ve etkileşimsel yapısı nedeniyle ittifaklar aynı zamanda kamplaşmayı arttırabilir ve gerilimi hızlandırabilir. Zira güç döngüsü kuramı, özellikle hızlı sistemsel dönüşüm dönemlerinde güçler dengesi sisteminin çatlaklarını ve kırılganlığını analiz ederek, kritik noktalardaki güç dönüşümlerini ve savaşları açıklamaya çalışmaktadır.[x] Aşağıdaki tabloda görüldüğü gibi 1875-1950 yılları arasında, I. Dünya Savaşını hazırlayan konjonktürün başlangıcından, II. Dünya Savaşı sonuna kadar geçen sürede, sistemin sınırlarına çarpan göreli güçlerin dönüşümü, aktörlerin kendi döngülerinde düşüş ve yükselişlerine hızlandırıcı etkide bulunmuştur. Doran, I. Dünya Savaşına uzanan sürecin etkenlerini şu cümlesiyle özetlemiştir: “Devletler, kendi zararları açısından güç-rol dengesini ve yükselen bir gücün durdurulamayacağını görmezden geldiler.”[xi] Nitekim bu cümle, güç döngüsü kuramının göreli güç ve sistemin yapısal değişkenleri ile devletlerin rolleri, beklentileri, dış politika yaklaşımları ve karar alma mekanizmaları arasındaki denklemini gözler önüne sermektedir. Örneğin, I. Dünya Savaşı öncesinde Almanya göreli güç seviyesinde üst noktaya ulaşmıştı ve sistemdeki kritik eşikten ittifaklarla yararlanmayı ve dış politika beklentilerini karşılamayı umuyordu ancak konjonktürü eksik okumuştu. Görüldüğü gibi kritik eşiklerde yalnızca sistemdeki göreli güç dengesi değil, aktörlerin etkileşimsel olarak dış politika yaklaşımları da önemli olduğundan savaş aktörlerin tahmin ettiğinden çok daha karmaşık ve şiddetli bir hale gelebiliyordu.

Doran’a göre, modern devletler sisteminde hiçbir zaman tek bir devlet dünya düzeninin sorumlusu olamaz zira güç her zaman paylaşılmaktadır.[xii] Bu noktada Doran, modern uluslararası sistemde bir devletin öncü ve lider rolünü kabul ederken, “hegemon (başat) aktör” tanımlamasını kabul etmez. Bu yaklaşımında, gücün yalnız siyasi anlamda bir dağılıma işaret etmediği, ekonomik değişkenlerin etkisinin de dikkate alındığı, yanı sıra sistemde bir aktörün oynadığı rol ile diğer aktörlerin söz konusu aktöre oynadığı role ilişkin meşruiyet verip vermeyeceğinin de hesaba katıldığı görülmektedir. Bu durum da öncü aktörü, kendi gücüne, rolüne, sistemdeki güç dağılımlarına ilişkin etkin bir değerlendirme yapmaya zorlar. Bu bağlamda Doran, ABD örneğinden yola çıkarak yalnız politik değil ekonomik boyutta da politika yapıcılar tarafından alternatif güç ilişkileri ve rollerin analiz edilmesi gerektiğini belirtir. Zira ekonomik boyut, göreli gücün ve olası güç çatışmalarının belirleyicilerinden biri olduğu gibi, güç döngüsünün (yükseliş, olgunluk ve düşüş zaman dilimleri) hangi aralıklarla vuku bulacağı ve güç eğrisinin muhtemel yüksekliği üzerinde de önemli bir değişkendir.[xiii] Doran, bu noktada karmaşık post-sanayileşme döneminde güç döngüsünde aşağı ve yukarı hareketlerin dünya politikasında bir türbülansa yol açtığını, zira artık devletlerin güç döngülerinde yükselme-olgunluk-düşüş dönemlerinin süresinin kısaldığını, bu nedenle de güç döngüsünün daha hızlandığını ve güç eğrisinin yükseldiğini belirtir.[xiv]

Görüldüğü gibi, sistemin yapısal değişimlerine etkisinin yanı sıra, ekonomik faktörler de psikolojik ve politik faktörlerle birlikte büyük savaşlar için katalizör işlevi görebilir ya da bir savaşın çıkmaması yönünde karar alma mekanizmalarını etkileyen bir neden olabilir. Bir devlet güç dengesinde bulunduğu zaman dilimine göre, ekonomik anlamda politikalar üretebilir; örneğin olgunluk döneminde kendi ekonomik kaynaklarının sağlayıcısı olan endüstrileşmiş bir devlet mevcut uluslararası ekonomik düzeni korumaya odaklanır; önleyici bir savaşa yönelebilir. Daha önce belirttiğimiz gibi, Doran’ın uluslararası politik güç ilişkileri ve güvenlik arayışları ile uluslararası politik ekonomi arasında kurduğu ilişkisel bağ, yapısal sistem değişimleri bağlamında önemli bir değişken olarak ele alınmaktadır. Bununla birlikte, güç döngüsü kuramının ekonomik alanda yaptığı çıkarsamalarda yalnız devletlere değil, devletlerin politikalarında önemli rol oynayan uluslararası şirketlere, ticari gruplara da vurgu yapması kuramın çoğulcu bakış açısını ortaya koymaktadır.[xv]

Son olarak ise, Charles Doran’ın güç döngüsü kuramı için tarihin tecrübeleri ile yirmi yüzyılın davranışsalcı dış politika analizlerini bir potada eriten ve hem realist hem de liberal perspektifi harmanlayarak savaşa uzanan tarihi döngüselliği ortaya koymayı amaçlayan bir teorik açılım tanımlaması yapılabilir. Zira güç döngüsü kuramı savaşların çeşitlerine, yaşanan bir savaşın analizine yönelmez; kuram yapısal sistem dönüşümlerinde aktörler arası güç ilişkilerinde ve gücün el değiştirmesiyle birlikte büyük savaşların dinamiklerini, savaşa uzanan süreci ve sistemlerin dönüşümlerini açıklamaya çalışır. Güç geçişleri ve hegemonik istikrar teorisi arasındaki analiz birimi benzerliklerine karşın, güç döngüsü kuramını farklı kılan nokta, diğer iki kuramın aksine yalnız güç dengesi ve hegemon aktörler üzerinden dönüşümü okumaması, sistem düzeyinde tüm aktörleri olabildiğince kapsayıcı ve derin bir analiz sunmaya çalışmasıdır.[xvi] Güç döngüsü kuramı, göreli güçlerin yükseliş ve düşüşleri ile sistem dönüşümlerini açıklarken, tarihsel olay ve olguları realist perspektif üzerinden, devletlerin güç analizlerini ve karşılaştırmalarını davranışsalcı metodoloji aracılığıyla ve son olarak da aktörler arasındaki dış politika davranışlarını ise hem liberal hem de realist parametrelerle analiz eder.

Nihal ERGÜL EMEKLİER

Galatasaray Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Doktora Öğrencisi

NOTLAR

[i] Charles F. Doran, “Confronting the Principles of the Power Cycle: Changing Systems Structure, Expectations, and War”, içinde Handbook of War Studies II, Manus I. Midlarsky (ed.), Ann Arbor: Michingan University Press, 2000, s. 332.

[ii] Doran, bu noktada güç döngüsü kuramının sistem kavramı dışında düşülemeyeceğini, çünkü devletin gücünün ve rolünün yeteri kadar sistemsel kavramlar olduğunu vurgularken, teorinin temelinde yatan devletlerarası etkileşim düzeyine dikkat çekmektedir. Güç döngüsünde göreli gücün dönüşümünde ise bu açıdan bakıldığında sistem düzeyinde devletler arası rekabet bulunmaktadır ; ibid., s. 334.

[iii] Charles F. Doran, “Why Forecasts Fail: The Limits and Potential of Forecasting in International Relations and Economics”, International Studies Review, Vol. 1, No. 2, Prospects for International Relations: Conjectures about the Next Millennium (Summer, 1999), s. 24.

[iv] Charles F. Doran, “Confronting the Principles of the Power Cycle: Changing Systems Structure, Expectations, and War”, içinde Handbook of War Studies II, Manus I. Midlarsky (ed.), Ann Arbor: Michingan University Press, 2000, s. 333.

[v] Charles F. Doran, “Confronting the Principles of the Power Cycle: Changing Systems Structure, Expectations, and War”, op.cit., s.338. Güç döngüsü kuramına göre rolde güç olgusu gibi görecelidir; zira devletlerin sistemdeki rolü hükümeti tarafından belirlenmekle beraber, bir diğer önemli değişken ise sistemdeki diğer aktörlerin bu rolün yürütülmesini kabul edip etmedikleridir. Başka bir ifadeyle iki tür rol vardır: bir devletin sahip olduğu güce ve prestije göre uluslararası politikada kendine biçtiği rolü ve o devletin diğer aktörler tarafından algılanma biçimi ya da beklentileri doğrultusunda ilgili devlete atfettikleri rol. Kuramda güç kavramının yanı sıra devletlerin rollerinin de sistem değişkenlerine göre değişmesinden hareketle rolün bir diğer değişken olmasına ilişkin bakış açısı ve rol kavramına verilen önem, güç döngüsü kuramının çoğulcu ve çok boyutlu yaklaşımını ortaya koymaktadır; ibid.

[vi] Charles F. Doran, “Confronting the Principles of the Power Cycle: Changing Systems Structure, Expectations, and War”, op.cit., s. 340.

[vii] Charles F. Doran, “War and Power Dynamics: Economic Underpinnings”, International Studies Quarterly, No: 27, 1983, s. 419.

[viii] Charles F. Doran, “Economics, Philosophy of History, and the ‘Single Dynamic’ of Power Cycle Theory:Expectations, Competition, and Statecraft”, International Political Science Review, Vol. 24, No. 1, 2003, pp. 19.

[ix] Charles F. Doran and Wes Parsons, “War and the Cycle of Relative Power”, The American Political Science Review, Vol. 74, No. 4, 1980, p. 953.

[x] Daniel Y. Chiu, “International Alliances in the Power Cycle Theory of State Behavior”, International Political Science Review, Vol. 24, No. 1, 2003, s. 123-124, 126.

[xi] Charles F. Doran, “The Power Cycle and Peaceful Change”, içinde In Beyond Confrontation, ed., J. A. Vasquez ve diğerleri, Ann Arbor: University of Michigan Press, 1995, s. 187-188.

[xii] Charles F. Doran, “Confronting the Principles of the Power Cycle: Changing Systems Structure, Expectations, and War”, s. 352.

[xiii] Charles F. Doran, “War and Power Dynamics: Economic Underpinnings”, International Studies Quarterly, No: 27, 1983, s. 419, 434.

[xiv] Charles F. Doran, “War and Power Dynamics: Economic Underpinnings”, International Studies Quarterly, No: 27, 1983, s. 435-436.

[xv] Doran güç döngüsü eğrisinde, göreli gücün belirlenmesinde ve sistemik kritik değişim noktalarında ekonomik faktörlerin önemini ABD örneği ile açıklar. Buna göre, II. Dünya Savaşı sonrasında ABD ekonomik anlamda çok önemli bir gelişme kaydetti ve birçok açıdan İngiliz ekonomik gücüne karşı avantajlıydı. Direkt dış yatırımlar konusunda ABD merkezi, karar almayı kolaylaştıran ve aynı standartlara sahip bir yönetim anlayışı benimsedi. Yatırımları, İngilizlerde olduğu gibi sadece kendi etki alanlarında sınırlı değildi, hemen hemen küresele yayılmıştı. Amerikan endüstrisi yerel enerji ve ham madde kaynaklarına dayanıyordu ve tarımsal faaliyetleri dışarıya bağımlı değildi. Amerikan ekonomik modeli mümkün olduğunca dış şoklardan etkilenmeyecek şekilde kurgulanmıştı. Ancak 1968-1980 arasında yaşanan petrol krizleri, modelin zayıf noktalarının işareti oldu. Multinasyonel şirketler ile kendi ev sahibi hükümetlerinin çıkarlarının her zaman birbiriyle uyuşmayabileceği bu krizde açığa çıktı.

[xvi] Young-Kwan Yoon, “Introduction: Power Cycle Theory and the Practice of International Relations”, International Political Science Review, Vol.24, No. 1, 2003, s. 8.v

Check Also

Beklenti Teorisi

Uluslararası Çatışmalarda Beklenti Teorisi Ve Libya Müdahalesi Giriş Yazar, “Handbook Of The War/Savaşın El Kitabı …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Powered by themekiller.com