Ana Sayfa / SİYASAL ÇATIŞMA KÜLTÜRÜ VE KİMLİKLER / Savaş Tarih / Germenler ve Kuzey toplumlarında “Savaş Mitolojisi”

Germenler ve Kuzey toplumlarında “Savaş Mitolojisi”

Germenler ve Kuzey toplumlarında

“Savaş Mitolojisi”

Avrupa kültürü içerisinde hiç kuşkusuz ki Germen toplumlarının çok önemli bir yeri bulunmaktadır. Antik Roma uygarlığıyla ile bütünleşme öncesi ve sonrasında Germen kavimleri, kendi yaşam kültürlerini koruma amaçlı savaşçıllıkları ve kendi kabile yapıları arasındaki rekabetler açısından çok önemli bir inceleme konusudur. Özellikle Nazi döneminde Alman yönetiminin eski kültür dönemine dönüş arayışlarında Hıristiyanlık öncesi pagan dönemin izlerine rastlamak mümkündür. İşte bu aşamada Germen kavimlerinin savaş temasıyla olan ilişkilerini derinlemesine inceleyebilmek için Germen ve Kuzey kavimlerinin mitolojik kaynakları bizlere çok önemli fırsatlar sunmaktadırlar.

Kuzey-Germen savaş mitolojisi, Kuzeyli Germen halkların paganizm ve Hıristiyanlık etkilerini yansıtan çeşitli tanrılar, yarı-tanrılar, varlıklar ve kahramanların yer aldığı eski yazıtlar, arkeolojik yapıtlar ya da sözlü folklor kaynaklarından beslenir. Kuzey-Germen mitolojine ait Ase ve Vane adlı iki büyük tanrı ailesi kutsallığa, savaşa ve doğurganlığa hükmederler. M.Ö. 1500-400 dönemi sayılan Kuzey Bronz Çağı’na dek giden Kuzeyli kültürün içinde Yunan, Latin, Kelt, Slav, Fin, Avrupalı ve Hıristiyan öğeler karşılıklı etkileşime girmiştir. Öncelikle savaş tanrılarının Germen ve Kuzey kavimlerinin yaşadığı karanlık, zor ve pek de dost olmayan bir coğrafyanın ürünleri oldukları vurgulanmalıdır. Kuzeyli savaş mitolojisine ilişkin arkeolojik bulguların yanı sıra edebiyat belgelerine (Milattan önce 3. yüzyıla ait yazıtlar, eddik ve skaldik şiirler, Germen olmayan gezginlerin gözlemleri ve İzlanda sagaları) rastlanır. Bu tür belgeler içinde en önemlileri 13. yüzyılda yazılan Şiirsel Edda ile Snorri Sturluson’un Edda’sıdır. Bunlar özellikle ölüm, bilgelik ve şiirsellikle özdeşleştirilir. Bu belgeler M.S. 800’lerden 1500’lere kadar uzanan dönemde savaşçı bir eğilimle dünyanın diğer bölümüyle sıkı bir temasa giren Vikinglerin çağdaşıdırlar.

İlk olarak, Germen düşünce evrenine hâkim olan ve “dostlar-düşmanlar”, “güçlülük-güçsüzlük”, “düzen-düzensizlik” şeklinde kendini gösteren bir ikilikten bahsetmeliyiz. Bugün Germen ve İskandinav kültüründe kimin kesin olarak savaş tanrısı olacağı konusu net olmamakla birlikte, Odinn, Tyr, Thorr ya da Freyr gibi savaş tanrıları öne çıkarlar. Sturluson’a göre, Odinn tanrıların en yücesi ve en yaşlısıdır. Odinn kendinden önceki Germen savaş tanrıları Wodan ve Tiwaz’ın özelliklerini taşır. Odinn tanrı figürlerinin en garibi, çirkin, tek gözlü, kaba ve sinik nitelikli olmasının yanı sıra mükemmel bir tanrı-kral-rahiptir. Odinn savaşçı karakterine ek olarak Kuzeyli Germen kültüründe şiiri de temsil eder. Hayvanların mitolojik temsili bağlamında Odinn’e Freki ve Geri adlı iki kurt eşlik eder. Tanrı Odinn sadece şarap içer, yemeğini ise bu iki kurda verir. Kurt imgesine İskandinav mitolojinde Angerboda ve Loki tanrılarının birleşiminden doğan devasa kurt Fenrir’de de rastlarız. Odinn’in oğlu ve bir başka savaş tanrısı olan Tyr, Fenrir’i zincire vururken bir elini kaybeder.

Donar ya da Thunor adlarıyla da bilinen Thor, fırtına ve yıldırımın olduğu kadar yağmurun da tanrısıdır. Odinn’in oğullarından biridir. Kuzeyin Hıristiyanlaştırılması sırasında İsa’nın resmi rakibi haline gelen ve düzeni simgeleyen Thor çekicini (taşkıran anlamına gelen Mjöllnir) genellikle kutsamak bazı hallerde de öldürmek için kullanır. Thor gücüne güç katan Meginjard adlı bir sihirli kemer de takar. Thor etimolojik olarak yıldırım demektir ve çekici şimşeği temsil eder. Bir yandan gücü ve savaşı içselleştirirken öte yandan yarattığı sağanakların toprağı dolgunlaştırmasıyla yağmur anlamına da gelir. Bu noktada hem savaşçılık hem de üretkenlik-doğurganlık ilkeleri bir arada görülebilir. Bu nedenle üretkenlikten de sorumludur Thor. Bir savaş tanrısı olarak en önde gelen işlevi düşman olan “Doğu”’ya yaptığı seferlerde devlerin karnını deşer. Düşman olarak ele alınan bu devler kaya heykellerinde karşımıza çıkar. Cüce ve devler Kuzeyli Germen düşüncesinde düzen ile düzensizlik arasında tam dengede durmaktadır. Kötücül bir güç olarak kavranan devler düzensizlik getirirler ve kötülük tanrısı Loki’ye ve onun kötücül çocuklarına hayat verirler. Loki düzen ile düzensizlik arasındaki ince ve kırılgan dengeyi ortadan kaldırırken yıkımla özdeşleşen bir başka figür adı siyah anlamına gelen dev Sutr’dur.

Germen mitolojisinde ise Nibelungen destanı (Nibelung Almancada sisin çocuğu anlamına gelir) Ren ya da Tuna nehri bölgelerinde geçen ve 1300’lere doğru kaleme alınan önemli bir epik şiirdir. Destana göre, Nibelungen’in hazinesini koruyan ve soyları Nibelung’dan gelen cücelerin kralını, Xanten prensi Siegfired adlı kahraman öldürür ve hazineyi ele geçirir. Germen mitolojisinin baş figürlerinden olan Siegfried Nibelungen’leri yener ve prenses Krimhilde ile evlenir. Nibelungen destanında adı geçen Brunhilde Germen ve İskandinav mitlerindeki savaşçı kadın kahramandır. Brunhilde, Siegfried’i Hagen aracılığıyla öldürür. Siegfried zayıf olduğu tek yer olan iki omzu arasından öldürülür. Ardından Krimhilde, destanda adı geçen Hun imparatoru Attila (Etzel) ile evlenir. Germen mitolojisinin bir diğer figürü Hagen de, Nibelungen’lerden ve Attila’nın Hunlarından öç alır. Goethe bu destan hakkında şöyle der: “Klasik olanı sağlıklı, romantik olanı ise hastalıklı olarak nitelendiriyorum. Bu açıdan da Nibelungen, Homeros kadar klasiktir.” Bu destanda pagan inançları yanı sıra Hıristiyan tören ve inançlarına da yer verilir.

Sigurd Destanı da İskandinavların Nibelungen’e benzeyen epik şiiridir. Burada Siegfried’in yerini Sigurd alır ve destanda Nibelungen’e benzer biçimde hazineyi muhafaza eden bir ejderha yakalanır. Son olarak Finlilerin ulusal epik destanı sayılan Kalevala’ya (Kaleva’nın diyarı) değinirsek, 19. yüzyılda fizikçi ve dilbilimci Elias Lönnrot tarafından derlenmiş bu metin Fin edebiyatının en önemli belgelerinden biridir ve 1917’de Finlandiya’nın Rusya karşı bağımsızlığını ilan etmesinin ardından ülkede artan milliyetçiliğin etkisiyle kaleme alınmıştır.

Sinema, müzik ve edebiyat gibi sanatın farklı dallarını çok yakından etkilemiş Germen ve İskandinav savaş mitolojisinin aynı zamanda siyasal ve ideolojik açıdan 20. Yüzyılın en yıkıcı diktatörlük deneyimini yaşamış Nazi Almanya’sı üstündeki etkileri de büyüktür. Güç ve mutlak iktidar peşinden koşan Hitler yönetimi gözünde, sihir ve gücü harmanlayan Thor gibi Kuzeyli tanrılar son derece önemliydi. Hitler’in yanı sıra Himmler ve Goebbels gibi Nazi yöneticileri de kendilerini bu tanrılarla bir tutmuşlardır. Naziler Kilise’yi kontrolleri altına alıp Hristiyanlığın belli temalarını Kuzey efsanelerine has bir paganizmle yorumlamış ve Almanya’da “oluşturulacak” aryan ırka dinsel, sanatsal, dilsel ve coğrafi açılardan “yeni” bir kültür yaratmaya çabalamışlardır. Bu aryan kültür çerçevesinde 2. Dünya Savaşı’nda Naziler kendilerini “kötücül devlerle” mücadele eden savaş tanrıları olarak görmüşlerdir. Hitler’in daha 1. Dünya Savaşı yıllarında yazdığı bir şiirde aryan-pagan etkisi görülür. Ona göre kuzey mistisizminde Almanya’ya gereken yeni bir dinin temel öğeleri vardı. Bu eğilim, Nazi eğitimine de damgasını vurmuştur.

Kuzey ırklarını en yüksek ırk olarak gören Naziler Ahnenerbe adı altında gizli olarak kurdukları “Irksal Mirası Araştırma ve Eğitim Derneği”yle bir yandan Kuzey mitolojilerini araştırırmış, diğer yandan Alman halkına aryan ırkın üstünlüğü propagandası yapmıştır. Bu bağlamda Nazilerin “SS” simgesi de Thor’un fırtına ve yıldırım simgesinden çıkarılmış, Hıristiyanlık yerine geçebilecek pagan ritüelleri önemsenmiştir. Sonuçta Hitler Almanya’sının faşist bir perspektifle ele aldığı savaş mitolojisinin Nazilerden sonra uzun bir süre kötü bir ünle anılmasına karşın, Germen ve Kuzey coğrafyası savaşın gerek kültürel gerekse siyasal kaynakları bağlamında günümüzde zengin bir kaynak olmayı sürdürmektedir.

 

Cem SAVAŞ

Galatasaray Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Doktora öğrencisi

Kaynakça

Kitaplar:

Kalevala Fin Destanı, Lâle Obuz – Muammer Obuz (çev.), Kırali Ofset, 1982.

Nibelung’lar Destanı, , Bilge Umar (çev.), YKY, İstanbul, 2001.

Pierre Grimal, Encyclopédie de la Mythologie, Editions Sequoia, Paris-Bruxelles, 1962.

Hilda Ellis Davidson, Scandinavian Mythology,  Littlehampton Book Services Ltd, 1969

Nibelungen Bin Yıllık Cermen Destanı, Cem Demir (çev.), Asa kitabevi, Bursa, 2001.

Alice Karlsdottir, Magic of the Norse Goddesses: Mythology, Ritual, Tranceworking

Runa-Raven Press, 2003

Yves Bonnefoy (yön.), Antik Dünya ve Geleneksel Toplumlarda Dinler ve Mitolojiler Sözlüğü, 2 Cilt, ( çev. Levent Yılmaz), Dost Kitabevi, Ankara, 2000.

Donna Rosenberg, Dünya Mitolojisi, İmge Kitabevi, İstanbul, 2003.

Kevin Crossley-Holland, The Norse Myths, Pantheon Books, New York, 1980.

Thierry Ferak, Le national-socialisme, Ellipses, Paris, 1999.

Reiner Tetzner, Cermen Tanrı ve Kahramanlarının Efsaneleri (Cilt I-II), İlya Yayınevi, İzmir, 2004

Les Vikings (kolektif), Scandinavian  Film Group, Oslo, 2000.

Philip Kitcher Richard Schacht, Finding an Ending Reflections on Wagner’s Ring, Oxford University Press, 2004.

Das Nibelungenlied Song of The Nibelungs, (çeviren. Micheal Dirda), Yale University Press, New Haven&London, 2006.

Internet kaynakları : www.mythencyclopedia.com

Check Also

Savaş ve Sanat

Savaşın Sanata yansıması  Giriş İnsanlık tarihi boyunca sürekli var olan savaşlar bir taraftan yaşatmış oldukları …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Powered by themekiller.com